|
İNSAN VE MÜZİK
“İnsan”, insanlaşma sürecinin bir ürünüdür. İnsanın oluşumu bu sürece bağlıdır, bu süreç yaşanmadan insan olunamaz. “İnsan insanlaştıkça yaşar, yaşadıkça insanlaşır”. İnsan, geçmişten geleceğe doğru “biyopsişik”, “toplumsal” ve “kültürel” olmak üzere birbirini tamamlayıp bütünleyen üç ana evrim geçirir. Geçirdiği evrime bağlı olarak “biyopsişik, toplumsal ve kültürel bir varlık” olarak tanımlanan insan, canlılar arasındaki özel, üstün ve ayrıcalı konumunu-durumunu, geçirdiği bu üçlü evrime, özellikle kültürel evrime borçludur .
 |
 |
İnsan, fizloyojik bir süreç sonucunda ses üretir. Ses üretiminin temelinde ise karmaşık, birbirini bütünleyen ilişkiler yatar. “İşitme” olgusunun insana etkisi, seslerin yüksekliği, niteliği, kalitesi gibi, daha güzele yönelik ses üretiminin bilimi sayılan “ses psikolojisi”nin belirleyici bir rolü olduğu kabul edilmektedir. Duyulan seslerin fizyolojik bağlantılarla gerçekleşen bir süreç olması, seslerin sözcüklerle ilişkisi ve “dil” ile “melodi”nin kaynaştırılması, yine bu kapsamdadır. 20. Yüzyılın önde gelen etnomüzikolog ve müzikologlarından Curt Sachs, şu genellemeden yola çıkar: “İnsan sesi, çalgıdan eskiye uzanır. En ilkel aşamalarda şarkı vardır, ama çalgı yoktur” Bu genellemeden bir varsayıma ulaşılmaktadır: “Müzik şarkı söylemekle başladı”. Etnomüzikologlar, “şarkı”nın, başka deyişle “ezgi”nin doğuşunu dil temeline dayandırmaktadır: İnsanlar arası ilişkiler gibi, kurumlar ve toplumlararası ilişkiler de dille kurulur, dille sürdürülür. Toplumda madde ve kavram olarak her şey (müzik dahil), dilde vardır. Kültürel ve tarihsel miras, ancak dil aracılığıyla yeni kuşaklara aktarılır
İşte bunun için müzik evrenseldir. Müzik, tüm dünya kültürlerinin ve dillerinin tek anlatım-anlaşım biçimidir.
Bir milletin yenileşmesinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir......M.Kemal ATATÜRK
|